Ozoz’s Blog


BMW
Ocak 23, 2009, 7:01 pm
Kategori: Sizden Gelenler | Etiketler: , , ,

BMW:

Berkay Kızılkaya

Bayerische Motoren Werke AG’nin kısaltması)(Türkçe: Bavyera Motor Fabrikası A.Ş.), Alman otomobil ve motosiklet üreticisi. BMW ayrıca, Mini ve Rolls-Royce, otomobil şirketlerinin sahibidir. Şirketin sloganı ve resmi kurumsal dili İngilizcedir. Sloganı  ‘The Ultimate Driving Machine’ yani ‘En Gelişmiş Sürüş Makinası’.
Şirket, 1913 yılında Karl Friedrich Rapp tarafından Almanya’nın Munchen kentinde kurulmuştur ve mimari olarak meşhur merkezi halen oradadır. İlk zamanlarda sadece uçak motoru üreten şirket, 1928 yılında satın aldığı Fahrzeugtechnik Eisenach A.G. otomobil şirketinden sonra otomobil üretiminine girmiştir. BMW ilk otomobil seri üretimini 1929′da 3/15 PS ismindeki otomobil ile başlamıştır.

İşte BMW ile ilgili bazı ilginç maddeler:

Karl RAAP tarafından 1913′te kurulan Rapp-Motorenwerke motosiklet üretim amacıyla eski bir bisiklet fabrikasında çalışmaya başladı.
Karl RAAP kendi uçak motoruyla ilgili titreşim sorunları yaşıyordu ve bunun üzerine Austro-Daimler ile üretmeye başladı.
Gustav OTTO’nun – 4 zamanlı motorun mucidinin oğlu- şirkete katılması ile Bayerische Flugzeugweke AG (BFW) kuruldu. Aynı yıl adını Bayerische Motoren Werke GmbH olarak değiştirdi. Şirketin ilk genel müdürü de Franz Josef Popp oldu. Ve bu iki şirketin birleşmesi ile şu an bildiğimiz BMW AG kuruldu. Sonrasında Avusturyalı Franz Popp ve Max Friz BMW’nin yeni sahipleri oldular.

1) BMW (almancası “bayerische motoren werke”; ingilizcesi “baverian motor works”)
Logosundaki Bavyera mavisini içinde bulunduğu eyalet olan Bavyera/Bayern bayrağından almıştır. (bayrak ekte)
Logosu yaygın inanışın aksine uçağın dönen pervanesinden esinlenerek hazırlanmamıştır. Uçak pervanesi ile ilgili yanlış inanış bmw yöneticilerinde bile yaygındır.
2) Kendisine özel ön ızgarasını (böbrek) hitler bıyığından almıştır.
BMW 2. dünya savaşında alman ordusuna ve ss birliklerine tank ve zırhlı araç üreten belli başlı fabrikalardan biridir. (Man, Porsche..)
3) 2. dünya savaşında alman ordusuna sağladığı faydalardan dolayı düşmanlar tarafından bol bol bombalanmıştır.
ikinci dünya savaşında bazı alman uçaklarının motorlarını üretmiştir. Tarihteki ilk jet motoru bmw fabrikalarından çıkmıştır.
Ayrıca uçak üretimiyle ilgili olarak: http://www.luft46.com/bmw/bmw.html
4) Üretime başladığı dönemde “bayerische motoren werke”… bavyera köylüsünün makinesi, el emeği anlamında düşünülmüştür.
BMW (Bayerische Motoren Werke AG) (Türkçe: Bavyera Motor Fabrikası A.Þ.)
5) ilk üretimi uçak motorudur, 1923 den beri motosiklet üretir, en son otomobil üretmeye başlamıştır. sovyet mig 9 uçaklarında kullanılan motorlar bu firmanın fabrikalarından çıkmıştır.
6) ilk otomobil modeli olan dixi’yi, 1929 yılında üretmeye başlamıştır.
7) BMW model kasa kodlarının başındaki e harfi (e30, e46, e92..) entwicklung’un kısaltmasıdır. Almanca “gelişme,geliştirme” anlamındadır.
8 ) Fabrikası ve 2007 sonu biten tasarım harikası müzesi olimpia zentrum’dadır, bahçesinde çocukların altında pedallı bmw’ler mevcuttur
9) Bmw platform üretim sistemini kullanmaz. Bmw’nin her modeli özgün bir tasarım olup platform üretim değildir.
10) Amerika’da bmw için kullanılan bir terim “bimmer” dır. (Önceleri zencilerin bmw marka otomobillere kendi aralarında verdikleri isimdir.) Amerika’da iddialı konuma gelmiş hatta her amerikalının rüyası olma yolunda ilerlemektedir. İngilizler de genellikle bmw’ye “beamer” der.
11) Amerika’daki fiyatları Almanya fiyatlarından katma değer vergisi olmadığı için daha ucuzdur.
12) BMW Motorsport GmbH, GmbH : Gesellschaft mit beschrankler Haftung
GmbH: “Ltd. Şti.” anlamına gelmektedir.
13) BMW nin sahibi Herbert Quant ve Adolf Hitler yakın arkadaşlardır. Savaş başladığı zamanlar ilk BMW fabrikaları vurulmaya başlanmıştır. Alman ordusunun panzer tanklarının motoru BMW dir. SS birliklerine zırhlı araç ve motorsiklet üretmiştir. (Üzerlerinde nazi gamalı haçı ve bmw simgeleri vardır.)
14) BMW alman milliyetçiliğinin en büyük örneğidir. (Hisselerin bir kısmı şirketin başına herhangi bir şey gelmesin diye Alman devletindedir.) Musevilerin çoğu halen BMW ve Volkswagen kullanmaz.
15) “Ultimate Driving Machine” “En Gelişmiş Sürüş Makinası” anlamına gelmektedir.
Yeni slogan “Freude am Fahren” (Sheer driving pleasure) “saf sürüş zevki” anlamına gelmektedir.
16) BMW deniz motoru da üretir. Şirketin asıl adı SMW iken, hali hazırda BMW MARINE adı altında üretim yapmaktadır

Model Açılımları şunlardır:
000 i = Injection(Benzinli),
000 x = 4 Çeker ,
000 ti = Compact ,
000 ci = Cabriolet, Coupe
000 d = Dizel ,
000 xd = Dizel + 4 Çeker,
000 Li = Long (Uzatılmıþ karoser) ,
000 Ld = Long + Dizel ,
Z0 = Z Series (Sport Roadster Serisi) ,
X0 = X Series (Arazi Serisi) ,
1xx = 1 Serisi Kompakt Sınıf,
3xx = 3 Serisi Orta Sınıf ,
5xx = 5 Serisi Orta Üst Sınıf ,
6xx = 6 Serisi Sport Coupe Sınıfı ,
7xx = 7 Serisi Üst Sınıf ,
Mx = M Serisi (Performans ve Sportif Araçlar),
Bx = Alpine Serisi

Bu yazdıklarım genelde her BMW severin ezbere bildiği daha çok ansiklopedik bilgiler diye tabir edeceğimiz bilgilerdir.(Bunları bilmeyen sakın üzerine alınıp yanlış anlamasın.)
Şimdi size daha çok bir kullanıcı gözüyle BMW’leri tanıtmaya çalışacağım.BMW’nin otomobilleriyle ilk tanışmam 1997 yılında oldu. Ben o sıralar 5-6 yaşlarındaydım, o zamanlar arabalar bende çok büyük bir tutkuydu ancak BMW benim için hiç bir anlam ifade etmiyordu.Taki babam bir gün e36 kasa diye tabir edilen 97 model 0 km bir lacivert BMW ile çıkıp gelinceye kadar. İlk görüşte aşk derler ya resmen o arabayla öyle bir durum yaşadım. Şimdi diyeceksiniz ki o yaşta bir çocuk ne anlar… Ama beni tanıyan ve bilen herkez nasıl bir araba sevdalısı olduğumu, bunun bende doğuştan gelen bir sevda olduğunu bilir.Bu araç yaklaþık 12 yıldır bizimle. Bu 12 yıllık süreçte BMW sevdam katlanarak arttı. Nasıl? diyeceksiniz. Aldığımız yılların şartlarında bir arabada klima olması demek çok büyük bir şeydi, klima diğer ototmobil þirketlerinin amiral modelleri diye tabiredeceðimiz araçlarında opsyonel olarak bulunurdu. Ancak BMW ‘nin 3 kasasında vardı. Ardından Günümüzde bile bir kısım araçta olmayan halk arasında yol bilgisayarı, BMW ‘nin diliyle OBC bizim araçta bulunmaktaydı. Çok ilginçtir ki yine günümüzde pek fazla araçta bulunmayan ‘Cruise Control’ sistemi aracımızda mevcut bulunmaktaydı. Belki hep aynı şeyi söylüyorum ama yine günümüzde çoğu araçta olmayan park mesafe sensörleri araçta mevcuttu. Belki bu yazdığım bir kaç şeyi okurken ne var bunlarda bizim arabamızda var diyeceksiniz ancak benim en başta üzerinden yola çıktığım araç 1997 model bir e36 kasa 3 serisi BMW’dir. Bu tarihlerde çoğu aracın camları insan gücü kullanılarak bir kolun çevrilmesi yardımıyla açılıyordu, aynaları ayarlamak isteyen bir sürücü camı açıp eliyle ayarlaması gerekiyordu, hidrolik direksyonlar çoğu sürücünün en büyük hayaliydi. Bu saydıklarımın teknolojik anlamda ki versyonları BMW nin araçlarında mevcuttu. Camı açmak , aynaları ayarlamak için bir tuş, hafif rahat bir direksiyon…Bu teknolojileri araçlarında ve sektöründe ilk olarak kullanması BMW şirketinin ne kadar gelişmiş bir firma olduğunu göstermektedir.
Bu özelliklerinin yanında bmw otomobilleri gerek iç dizaynı gerek dış dizaynı ile insanların dikkatini çekmeyi her zaman başarmıştır. Uzun yıllar araçlarını aynı çizgiler üzerinde geliştiren BMW son yıllarda çıkardığı modelleriyle bu çizgilerin dışına çıkmıştır.

Performans açısından araçları oldukça iyidir.  1.8 lt motora sahip araçlarından gaza dokunduğunuzda beklemediğiniz anda beklemediğiniz tepkiler alabilirsiniz, aldığınız bu tepkinin sizler için yeterince tatmin edici dercede olduğuna inanıyorum. (1.8 LT motorlu BMW ile otobanda 230 km hıza ulaşıldığında arabanın içindeydim ve dua etmekteydim:)
Yazımın sonuna geldiğimde 12 yıldır süren BMW tutkusu ve maceramda bir çok aracına binip kullanma fırsatım oldu ve model, yıl fark etmeden her aracında aynı duyguları yaşadım. Bu süre zarfında BMW’ nin araçlarını ve araçlarında kullandığı sistemleri çok yakından tanıdım. Bundan dolayı diyorum ki iyiki bir BMW tutkunu ve hayranıyım.
İlerde ilk arabamın BMWolması dileğiyle.

Otomobiller ve BMW hakkında sorularınız olursa bildiğim ölçüde cevaplamaya çalışırım.



Haftalık NBA
Ocak 5, 2009, 2:47 pm
Kategori: Selden Alsancak : NBA, Sizden Gelenler | Etiketler: , , ,

MVP Wade Olsun,Miami de MIT:

Selden Alsancak

Herkese merhaba. Miami Heat ile ilgili ilk yazımla karşınızdayım, umarım beğenirsiniz.Girişimizi yapalım.

Geçen Sezonun Kısacık Değerlendirmesi:

Kısa çünkü değerlendirecek dişe dokunur bir şey yok. Berbat bir sezon , uzun yenilgi serileri, Shaq takası derken değişen bir şey olmadı.İşte böyle saçma,üstünde pek durulmaması gereken ve de durmayacağım bir sezon geçirdi Miami.Anlatılacak bir şey yok.Tam bir çaresizlik,şanssızlık eseri bir sezon.

Yeni Sezon Ve Umutlar:

Heat ve biz taraftarları, geçen sezonki felaket sezondan sonra Wade’ in gelişiyle doğal olarak umutluyduk,haklı olarak.Sonuçta Wade NBA ‘in en patlayıcı 3 oyuncusundan biri ve de süper bir skorer.Geçen sezon Wade sakat olunca doğal olarak böyle bir felaket oluştu.Takıma acayip adamlar geldi.Bilmediğimiz,ismini duymadığımız D-League oyuncularını izler olduk.Ve de ligin son sırasına demir attık.

Sonra ben dahil bir çok Miami taraftarında ilginç bir ruh hali oluştu.Bu takımın Wade’ siz bir şey yapamayacağını ve bu parçalarla bir yere gidilemeyeceğini biliyorduk.Bu yüzden, ligin son sırası şans eseri bir play-off yakalamaktan on kat daha iyiydi.Zaten ligin yarısından itibaren draftta ilk 2 den seçebilmek için bayağı uğraştık!Ve 2. sıradan draft hakkıyla Michael Beasley gibi çok iyi bir genci kadromuza kattık.Takas dedikoduları filan da çıktı ama hiçbir şey olmadı, iyi de oldu.

Sonra şüpheler…Kadro iyiydi geçen seneye göre-geçen senekine kadro denilebilirse- ama bu takımın bel kemiği Wade ‘di ve o olmadan yeni gelenlerin hiçbir önemi olmazdı.Wade son 2 sezonda 62 maç kaçırmıştı.İnsanlar onun tam olarak iyileşemeyeceğini, Eddie Jones gibi olacağını düşündüler. Oyun tarzı son derece sakatlığa açık bir oyuncu için zor ameliyatlar geçirdi ve herkes Wade’ in ne kadar iyi olduğu konusunda şüpheliydi.Ama öyle bir Olimpiyat geçirdi ki kimsede şüphe bırakmadı , yada ben öyle düşünüyorum.Adam daha ne yapsın, takımın en skoreri oldu .Bir MVP ödülü olsa kuşkusuz ona verilirdi.Şutlar soktu, süper smaçlar izlettirdi.Bir kez daha hayran kaldık ona.

Onunla ilgili bir şüphe de Avrupa takımlarına karşı iyi oynayamayacağı konusunda idi.Çünkü diğer turnuvalarda da Wade bayağı bir kaybolmuştu alan savunmasına karşı.Ama o öyle oynadı ki bocaladığı diğer turnuvaları unutturdu.Sezon için sinyaller gönderiyordu.Çok tehlikeli bir Wade izleyeceğimizi anlamıştık.

Ve pre-season…Geçen sene 0-6 çekilen pre-seasondan sonra –aman bir şey olmaz – denildi, sezon başladı ama görüldü ki pre-season bir işaret olma açısından önemliydi.Bu pre-seasonda da sadece iki maçı kazandık , ama artık basketbol oynamaya başlamıştık,mücadele ediyorduk.Her şeyden önemlisi Wade’e sahiptik.Diğerleri hücumda tıkansa bile bir şeyler yapacağından herkesin emin olduğu sağlıklı bir Wade.Onun için yine –aman bir şey olmaz- lafları söylendi , ben de söyledim.Ve de sonucun kötü olduğu söylenemez.Sezon bizim gibi yeni bir takım için iyi gidiyor denilebilir.Peki kadromuz yeterli mi?Hemen göz atalım ve değerlendirmeye başlayalım.

Kadro Şekilleri Ve Derinliği

PG
Marcus Banks
Mario Chalmers
Chris Quinn
Shaun Livingston

SG
D-Wade
Dorell Wright
Daequan Cook

SF
James Jones
Yakhouba Diawara

PF
Udonis Haslem
Michael Beasley
Shawn Marion

C
Mark Blount
Jamal Magloire
Joel Anthony

İlk 5 ise şöyle;Chalmers-Wade-Beasley-Marion-Haslem
2. tercih ise şöyle; Chalmers-Wade-Marion-Haslem-Joel

Eksiklikler Ve Yapılması Gerekenler

Eksik çok çünkü yeni bir takım sayılırız.Wade’ in etrafına yepyeni bir takım kuruyoruz ve önümüzde iddialı olabilmek için en az 2 yıl var.Takaslarla doğru hamleler yapabilirse Pat Riley tabi ki bu süre kısalacaktır.

En önemli eksiğimiz pivot mevkiinde.Joel Anthony çok iyi niyetli bir oyuncu ama potansiyeli kısıtlı.Onun yerine onun kadar savaşçı ve ondan daha iyi içeriden oynayan ,sadece smaçla bitirmeyen bir pivot lazım, böylece Joel benche kayar çok daha yararlı olacaktır.

Diğer bir eksiğimiz ise oyun kurucu mevkiinde.Chalmers bu sene bizi idare edecek gibi duruyor ama daha iyi bir takım olmak istiyorsak ondan daha iyi bir oyun kurucu bulmamız şart.Denver’ a bakarsanız oyun kurucunun , bir takımın oyununu nasıl etkileyebileceğini görürsünüz.Miami ‘ ye bu yüzden Chalmers’ tan daha delici ,drive edebilip bitirebilen, onun kadar şutör(fazla şutör olmasına gerek yok -olsa hayır demeyiz-)ve kontrolü elinde tutabilecek bir guard lazım.Yani Mo Williams gibi bir tarzı olan bir guarda ihtiyacımız var.Çünkü Chalmers maç içinde heyecanlanıp kontrolü kaybedebiliyor ve basit top kayıplarıyla takımın ritmini bozuyor.Ama o da Joel gibi iyi bir bench olabilir.İhtiyacımız olan oyun kurucu Wade ‘ e hücumda yardım ederken Chalmers’ta benchten gelip savunmasına konsantre olur, top çalar ve daha iyi etki yapabilir takım için.

Şimdiki maddemiz ise eksik mi fazla mı bilemeyeceğim.Takımda çok sayıda power forvet mevkiinde oynayabilecek oyuncu var ki bunların 3ü çok yetenekli oyuncular.Bunlardan birini takasta kullanmamız gerek.Çünkü genelde 3ü(Haslem,Marion,Beasley) beraber oynuyorlar.Böyle olunca da takım kısa kalıyor ve boyalı alan yol geçen hanına dönüyor.Onlardan birini –ki bu Marion olmalı- takasta kullanıp kalbur üstü bir pivot veya guard alırsak takım kesinlikle daha iyi olur.

Bir başka eksikte takımdaki skorer eksikliği.Takımda Wade dışında skorer oyuncu yok ve de bu Wade ‘i yorup, yıpratıyor.Kolay maç kazanmamız zorlaşıyor.Wade o gece kötü ise zaten yeniliyoruz. Bu sebeple daha güçlü takımlarla oynadığımızda Wade iyi oynasa bile ona destek gelmediği için yenilme ihtimaliz çok yüksek ancak Wade çok acayip şeyler yaparsa kazanabiliriz.

Wade’ den başka skorer oyuncu olmayınca oyun planı diye bir şey de kalmıyor.Çünkü diğer oyunculara güvenip de set çizilemiyor. Wade’ e top veriliyor ve bir şeyler yapması bekleniyor.Wade’ in içeri dalmasıyla ya da ikili,üçlü sıkıştırma geldiğinde boş arkadaşını bulmasıyla sayı üretmeye çalışıyoruz.Yani takımımızda hücum zenginliği yok.Tek yönlü bir takımız,Wade ‘ e bağlıyız.Bu da rakip takımın işini kolaylaştırıyor.Zaten iyi ve dirençli takımlara karşı maçlar kaybediliyor genelde.

Şu ana kadar ligin iyi takımlarından sadece Portland, Spurs, Rockets, Suns, Utah ve Lakers’ la oynadık.Portland ile oynanan maçın 2 sini kaybettik ki bunlardan birisi 38 sayı farkla kaybedildi.Spurs ile en güçsüz döneminde karşılaştık ve kazandık.Rockets’ e karşı da direnç gösteremedik.Utah’ ı ise Utah’ ın isteksiz ve kötü savunması sayesinde zar zor yenebildik.Suns’ı da Wade ‘in 43 sayılık mükemmel oyunu ile yendik.Son olarak Lakers’ ı Wade’ in etkili oyunu ile son saniyelerde aldık.O maç herkesten iyi katkı aldığımız söylenebilir.Wade de geçen maçlardaki gibi Kobe’ ye karşı çok iyi oynadı ve maçı aldı diyebiliriz.Şu ana kadar kolay bir fikstürümüz vardı.Daha iyisini yapabilirdik ama olmadı.Özellikle Lakers maçından önceki 3 maçı kaybetmemiz, hem de kolay rakiplere karşı, iyi olmadı.Şu an 13-12 (.520) ile Doğuda 6. sıradayız.Kolay geçmesi beklenen 3 maçı kazanabilseydik 16-9 luk bir dereceye sahip olacaktık.

Ocak ayına kadar 5 maçımız daha var.Deplesmanda New Jersey ve Cleveland ile, Warriors, Bulls ve Cleveland ile oynayacağız.Açıkçası bunlardan sadece Warriors maçı kolay lokma gibi.Bulls ve Nets maçlarını da kazanabiliriz.Diğer maçlar ise “Wade vs. LeBron” olarak nitelendiriliyor ve onların performansına bağlı maçlar.Cleveland maçlarından en az birini kazanacağımızı düşünüyorum.Yine de net bir şey söylemek zor.Yani bu ayın sonunda derecemizin 18-15 olacağını düşünüyor ve umuyorum.

Play-off konusunda ise işler şu an istediğimiz gibi.Geçen seneki hayal kırıklığından sonra bu sene play-off’ a kapağı atacağız gibi.Bu sene kendini en çok geliştiren takım olduğumuz aşikar.Sezon sonunda da büyük ihtimal sonuç bunu gösteriyor olacak.Şimdiden geçen sezonu geçtik zaten.Bu büyük bir gelişme ve bunun sebebi D-Wade ve bazı parçaların geçen seneye göre daha iyi olması.Sakatlıklar da peşimizi bırakmış gibi gözüküyor çok şükür.Sezon sonunda resmi olarak verilmeyen bir ödül alacağız .MIT(En çok gelişme kaydeden takım) ödülünün verilmesini talep ediyorum Stern’ den.Ama geçen sezonki dereceyi geliştirememek de ayrı bir beceri olurdu, bir de bu açıdan bakmam lazım.Bu zaten işin şakası ama önemli bir adım Miami için.

M-V-P SESLERİ!!!
Peki Wade MVP olabilir mi?İstatistiklere bakarsak Wade şu an kesinlikle en iyi performans veren oyuncu.İstatistik olarak arkasında LeBron ve Kobe var.

Kobe istatistik olarak en kötü sezonunu yaşıyor, şut yüzdesi kötü , ama en rahat olduğu sezon.Artık daha fazla dinleniyor.O benchte dinlense bile Lakers’lıların ve Kobe’nin içi rahat,çünkü çok yetenekli ve geniş bir benchi var Lakers’ın.Bunun sonucunda Lakers 20-3(.870) ile ligde 2.

Lebron ise geçmişe göre ilginç bir sezon geçiriyor.Takımı çok iyi gidiyor ve dereceleri 20-4(.833).Son çeyreklerde genelde oturuyor.40 dakika oynadığı maç sayısı bile çok az.Genelde maçları ilk yarı da kopabiliyor.Onun için istatistikleri düştü ama çok yanıltıcı.Eğer daha fazla oynarsa istatistiklerini geçen seneye göre bile yükseltebilir.

Tabi unutmamalıyız ki MVP oylamasında genelde oylar sene sonunda çok iyi bir galibiyet yüzdesi olan takımın sürükleyici,yıldız oyuncusuna çıkıyor.Bu bakımdan Kobe ve LeBron çok avantajlı.

Wade’ e gelirsek…Wade’in istatistik olarak en iyi olduğunu söylemiştik.Fakat ödülü alamaz.Çünkü takımın derecesi Lakers ve Cleveland kadar iyi değil.Bu da onun dezavantajı.Eğer alırsa da Kobe’ nin geçmiş senelerdeki mükemmel sezonlarına haksızlık olur.Ben öyle düşünüyorum.Yani Wade’ in önündeki tek engel maalesef kendi takımımız.Tabi önemli olan takımın iyi gitmesi,derecesini yükseltmesi.Bu yüzden Wade MVP olmasa da olur ama takım play-off yapamazsa bu sorun olur.

Bu uzun yazının sonuna geldik.Okuyan , okumayan herkese teşekkürler.Keyifli bir Nba sezonu dilerim.Uykusuz geceler bizleri bekler, basketbol severler.